Bir Bebegin Yitik Gözleridir Diyarbekir Şiiri - Deniz Ekrem
img
Deniz Ekrem Bir Bebegin Yitik Gözleridir Diyarbekir
Bir Bebegin Yitik Gözleridir Diyarbekir

''____Bu bir şiir degil......
Bu bir özlemdir,tanımadığım; hiç göremedigim bir babanın
Suskunluğudur bir bebegin çığlık çığlığa!
Cigarasızlığıdır genç bir delikanlının...
Bu bir şiir degil...
Bu Diyarbekir'in yorgun yüzü,
Acının anlatılmazıdır ''yavrum'' nerdenin anlatımı...
Bu bir şiir degil...
Anasızlığını birlikte götüren bir bebegin isimsizligine inat
Binlerce yıl yaşamış ismidir.....
Ben adını ''Yaşamak'' koydum gürül gürül ölürken çocuklar,
Sen gülerek git bebegim,
Diyarbekir'de daha nice çocuklar var...___''


Ayrı düşmüş hayatın kaydını tutuyordu bir çocuk,
Gülümseyen yanaklarının allığına bakarken zulasındaki açlık!
Kangren olmuş bir lokma ağlayışın türküsüydü dillenen,
Kanatlarının altında korunan bir hüzün torbası babanın..

Temmuz dokunuşları geliyordu aklına bir delikanlının
Sevgilisinin boylu boyunca uzandığı şubat yatağına...
Sessizlik bile susardı o an çığlığında gecenin,
Dağların bile suskunluğunu izlerdi çünkü hayatın gözleri
Yitik degildi, kaybolmamıştı masumiyet,
İzleri duruyordu dokunuşların sıcaktı bedeni
Pervasızca öpüşmeleri kucaklayan yeryüzü yatağındaydı hep...

Kim bilebilirdi bir gün dudaklarının kansız kalacağını yarinin?
Öpemeyecegini kim öğrenebilirdiki bebegini bir babanın!
Ve yarinin bir gün olamayacağını
Bir durağın önünden geçerken,
Son durak olacağını kim bilebilirdiki?
Parçalanan bedenimiydi Ananın Diyarbekir gibi?
Yoksa bebeginin emziğimi kundağında?
Kundaklanan hayatların paslı gerçegini sınarken gökyüzü!

Hileli sevmemişti sokakları Diyarbekir'in bir insanı,
Gözünden sakınmıyor muydu sanki Ongözlü köprü?
Kim çıksa surlarına serin esmez miydi rüzgârları?
Battı birden güneş seyrine daldığımız ilk doğan kentte,
Ay küstü, lal oldu yıldızlar,
Kan oldu Dicle, Düşlerinde bile akmayı unuttu Fırat!
Kapattı surlar elleriyle yüzünü açmadı bir daha....

Hangi sokağına girsen taşları ''ez'' der adımlarınla beni insan,
Hangi kapının önünde dursan açılır kendiliginden,
Koklasan havayı, barut kan kokusunu bir kenara bırakıp
Çocuk kokar, karanfil kokar, kaçak tütün kokar...
Birden çocuk susar büyük bir çığlıkla,
Karanfil solar ne kadar sulasanda,
Sarılan tütünün ateşi söner..
Düşer parmaklarının arasından yere cigara
Bir dudak bulunmaz artık...

Bir bebegin yitik gözleridir Diyarbekir kan revan
Kırılgan bir mevsimdir avuçlarında bize sunduğu minik parmaklarıyla o bebek
Bir cennetti oysa gülücüklerinde baharları konuşturan...

Daha yürümeyi öğrenmeden, koşmaya sarılan bebegim,
Ne çok varsın artık sen, ne çok doğuyorsun güneşten sıcak her sabah!
Hayatı Eylül rüzgârıyla bize gönderen,sen ne çok serin gülüyorsun....
Dosta,düşmana insan nasıl seviliri nasıl öğretiyorsun giderken paramparça!
Paylaşma nedir bilmezi nasıl utandırdın,
Nasıl insanlık daha ölmememişi öğrettin ölürken güle oynaya bilmesende!
Sen nasıl öyle bir göz,
Sen nasıl öyle hayatın içinde en güzel söz...
Sen nasıl öyle minik bir bedenin büyük sevgi kalıntısı....
Sen nasıl cigerimin paramparça yerinde aşkın tınısı....
Sen nasıl ağlayışlarıma bakan gülüşün...
Sen nasıl bilmeden yanaklarıma konan öpüşün...
Yaralı sevdalar görmeyen sen nasıl paramparça öpüştün....

Diyarbekir yitik bir bebegin gözleriyle,
Diyarbekir seninle büyüyor artık emekleyerek bilesin,
Kimin gözbebeklerinde gülecek baban diye sorarsan
Ne çok göz-bebek var her kucağı sıcak ananın kollarında derim...

Sen büyü bebegim yarınların kucağına at kendini,
Kim ağlatabilcekki artık seni, yaptığı bu korkunç şakayla?
Nereye baksa çiçek olacak orada her gözü Diyarbekir'in,sensin diye...
Dokunsa nereye sen olacaksın orada masum kokunun sevecenligi,
Kim ölse sen doğacaksın bebegim;
Yine gözlerin olacak yüregimin telaşlı kanatlarında,
Burnuna dokunacak başparmağım ''cee'' diyecegim sana...
Gıdığından öpecegim
Katıla katıla güleceksin...
Alnının çizgisiz kalışında belirecek ''sağım solum ebe kaçmayan sobe''
Minik dudakların olacak Diyarbekir
Sen yerine bağıracak
Ve kürtçe söyleyecek ''yaşamak nerdeyse çık'' diye....

Ölümünle,ölümsüz kalacağımız günlere büyük bir inançla...
Sen gittigin yerde yine oyna,
Yine gül,
Yine serin tut uykunu.
Baban degil Diyarbekir biliyorsun bebegim;
Yinede özlüyor seni,
Kucaklıyor her kelimede kokunu...


27.09.2006/Diyarbekir
ÜYE
loading...

YORUMLAR (7)

Ben burada kaldım öylece.... Diyarbekir benim için artık bu şiir. Babaların da yüreği kanarmış meğer yitik bebeklere anneler ağlar en çok sanıyordum ben. Acıyı yazabilmek ne güzel...
0 0
Ah Amedim ne çok kaşıyorlar yaralarını, niye kapanmaz yaraların.... ah benim öfkesinde de sevdasında da kadim şehrim... özlemim...
0 0
Her şeye rağmen, inatla akacak Dicle,inatla coşacak Fırat ve inatla fısıldayacak sırlarını surlar...Duyarlı yüreğiniz için binlerce teşekkür...
0 0
Bir Bebegin Yitik Gözleridir Diyarbakır ''____Bu bir şiir degil......
0 0
bu denli bi acı ifade edilemez yıtıp giden hayatların ardın dan yazıla bilecek en güzel en acıklı agıt bu olsa gerek hep hatırlamak dilegi ile diyarbakırda sessizce ölen bebekleri.
0 0
Müthiş bir şiir,müthiş bir anlatım, müthiş bir acı, hep görmek istedigim diyarbakırın degil tüm insanlığın acısıdır bu. o bebegi hepimiz kucaklamalıyız.
0 0
Şiir uzun ama kalite olduğu her halinden belli oluyor,bu yaraya parmak bastığın ve bu yaranın kanadığını gösterdigin için teşekkürler..
0 0